8 Temmuz 2016 Cuma
28 Mayıs 2016 Cumartesi
ANNEM
Annem tatlı annem
Çok güzelsin tatlı annem
24 Mayıs 2016 Salı
15 Mayıs 2016 Pazar
KUŞUM
Renkli tüylü, uçan kuşum
30 Nisan 2016 Cumartesi
TOP MÜCADELESİ
Bir gün sitede futbol oynarken bazı büyük çocuklar bizim topuzu aldı. Biz de buna çok kızdı ce üzüldük. Biraz oturdukları sonra parkta voleybol oynayan bizden büyük bir ağabey den yardım istedik. Abi o çocuklara yaklaşarak topu istedi, aldı ve bize verdi. Biz yine futbol oynamaya başladık. Arkadaşım topu oyun alanı dışına atınca o çocuklar topumuzu yine aldı. Onların arkasından gittik ama yakalayamadık. Artık güvenliğe gitmenin vakti geldi dedik ve gittik. Ama güvenlikten olumsuz cevap aldık. Oradan giderken topumuzu alanları gördük ve arkalarından gittik ama yine yakalayamadık. O sırada saklanmak için Araba Garajı girdik. O arada bisikleti bir ağabey "Onları yakalayayım mı?" dedi ama yapmadı. O sırada bizim saklanmamıza rağmen bizi buldular. Ama bu sefer kaçamadılar. Biz onlara topumuzu vermeleri için ısrar ettik ve ısrarlarımız sonuç buldu. En sonunda topumuzu almıştık.
Birdaha bize karışacaklarını sanmıyorum.
Birdaha bize karışacaklarını sanmıyorum.
BABAM
ASLAN BABAM TATLI BABAM
SENİ ÇOK SEVİYORUM
TATLI BABAM
GÜÇLÜ BABAM TATLI
BABAM
BİZİM İÇİN HER ŞEYİ
YAPARSIN BABAM
22 Nisan 2016 Cuma
20 Nisan 2016 Çarşamba
17 Nisan 2016 Pazar
ZENGİN OLMAK İSTEYEN ÇOCUK
Bir
zamanlar İngiltere'de bir aile varmış. Bu ailenin hep zengin olmasını isteyen bir de çocuğu varmış.
Bu çocuğun adı Arthur' muş. Arthur derslerinde de çok iyiymiş. Bir yaz tatili Arthur,
Devler Ülkesi'ndeki altın elmayı almak istemiş. Devler Ülkesi evlerine 40
kilometre uzaktaymış. Arthur, annesinden bir sulu peynir, su ve poğaça alarak
yola çıkmış. Yolunun önünde 2 tane köy ve devler ülkesi varmış. Arthur daha ilk
köye varmadan bir ağacın altında uyuya kalmış. Uyurken yüzüne 10 tane sinek
konmuş. Arthur bir vuruşta hepsini öldürmüş. Arthur, birazda gururlanarak:
Vay be! Bir vuruşta on can.
Bunu bir kağıda yazarak belindeki kemerine takmış. İlk köye
varınca gururlu gururlu yürümeye başlamış. Yanından geçtiği herkes ona biraz
korkmuş gibi bakmış. Arthur, ikinci köye varmadan köyün koruyucusu Mehmet Ağa,
Arthur'u durdurmuş. ona iki tane soru soracakmış. Bu sorulardan birincisi
"Dünyadaki en tehlikeli doğal afet" ikincisi ise " Dünyanın en büyük canlısı"
ymış . Arthur, düşünmüş taşınmış ve ilk sorunun cevabını bulmuş. Cevap deprem
imiş. ikinci soru ise biraz zormuş. Arthur, düşünmüş taşınmış ve ipucu almaya
karar vermiş. Köy koruyucusuna gitmiş ve demiş ki:
"Acaba bir ipucu alabilir miyim?"
Koruyucu Mehmet Ağa demiş ki:
"Denizde yaşayan bir canlıdır."
Arthur bu ipucundan sonra hemen bir cevap vermiş:
"Mavi balina!
Mavi balina!"diye bağırmış.
Koruyucu Mehmet Ağa Arthur' a yol vermiş. Arthur yoluna
devam etmiş. Yürümüş yürümüş, dere tepe düz gitmiş. Sonunda devler ülkesine
varmış. Devler Ülkesi' ndeki altın elmayı tam alacakken bir dev karşısına
çıkmış ve şöyle demiş:
"Eğer taşın suyunu çıkarabilirsen geçmene izin veriri. Ama
çıkaramazsan seni hapishaneye atarız". demiş.
Arthur, hemen annesinin verdiği sulu peyniri alıp taşla
eline koymuş. Arthur biraz zorlanır gibi yapmış ve taşı sıkmış. Taştan sular
akmış. Dev, taşı sıkmış sıkmış ama su çıkmamış! Dev, Arthur'a yol vermek
zorunda kalmış. Arthur, altın elmayı alıp evine geri dönmüş.
ve mutlu mesut yaşamışlar
27 Mart 2016 Pazar
PAYLAŞMANIN ÖNEMİ
Bir zamanlar çok uzak diyarlarda fakir bir aile yaşarmış. Bu ailenin üç tane erkek çocuğu varmış. Bir gün en büyük çocuğu yakmak için dal toplamaya göndermişler. Yanına da 4 poğaça ve bir şişe süt vermişler. Çocuk gün boyu dal toplamış. Eve dönerken de yemeğini yemek istemiş. Yemeğini yerken çok zengin bir adam çocuğun yanına gelmiş ve poğaça istemiş. Çocuk çok zengin diye yemeğini paylaşmamış. Adam da gitmiş. Çocuk tam eve dönerken ayağının üstüne sivri bir çakıl taşı düşmesin mi! Çocuk acı içinde kıvranırken kardeşleri onu bulup eve getirmişler. Ertesi gün de ortanca oğlanı dal toplamaya göndermişler ve yine aynı yiyecekleri vermişler. Çocuk öğlene kadar çalışıp dal toplamış ve yemeğini yemek istemiş. Yemeğini yerken yine aynı adam gelmiş ve poğaça istemiş. Ortanca çocuk da zengin diye yemeğini paylaşmamış. Adam gidince o da evine gitmiş. Tam evine girerken koluna sivri dallardan biri gelmiş. Çocuk zar zor evine girebilmiş. Öbür gün de yine aynı yemeklerle küçük çocuğu yollamışlar. Çocuk öğleye kadar çalışmış ve yemeğini yemek istemiş. Yemeğini yerken yine aynı adam gelmiş. Çocuktan yemek isteyince küçük çocuk yemeğinin yarısını vermiş. Adam bu nazik davranışa karşılık olarak ona bir at arabası ve bir sandık dolusu altın vermiş. Çocuk sevinç içinde evine dönmüş. Evinde annesine, babasına ve ağabeylerine olanları anlatmış. Artık çok zenginlermiş ve MUTLU MESUT YAŞAMIŞLAR
22 Mart 2016 Salı
OBİ-WAN'A KARŞI İOSKİN
Bir
zamanlar uzayın derinliklerinde çok uzak bir galakside "İonoskin"
adlı bir gezegen varmış. Bu gezegende büyük bir sorun olduğu ve bir zorbanın
halka zulmettiği Jedi Konseyine bildirilmiş. Yapılan araştırmalar
sonucunda İoskin adlı kötü bir adam
halkı haraca bağlamış ve ellerinde ne var ne yoksa alıyormuş.
Kahraman
Jedi'ımiz Obi-Wan Kenobi'nin görevi bu kötü adamı bulup yok etmekti. Obi-Wan
yanına ışın kılıcını da alıp uzay gemisi ile bu gezegene geldi. Bunun için ilk önce nöbetçileri atlatmalıydı
ama hiç kimseye görünmek istemiyordu. Zihin oyunu yapmalıydı. İlk devriyeye
yaklaştı ve kolunu kaldırıp parmaklarını oynattıktan sonra şöyle dedi:
"Beni hemen İoskin'e götürün".
Nöbetçiler
hemen onu İoskin'e götürdüler ve devriyelerine devam ettiler.
Obi-Wan
hemen ışın kılıcını açtı ve o sırada zaten İoskin de onu bekliyordu. Onun ışın kılıcı
çift taraflıydı. Obi-Wan hemen İoskin'in üzerine atladı ve savaşmaya başladı.
Savaş 20 dakika daha devam etti. Sonunda Obi-Wan İoskin'in kılıcını ikiye böldü
ve onu yok etti.
Bu
başarılı görevin sonunda uzay gemisine binerek gezegenine dönüp durumu Jedi Konseyine rapor etti.
15 Mart 2016 Salı
14 Mart 2016 Pazartesi
İKİ KARDEŞ
Bir zamanlar Ali ve Eren isminde iki kardeş varmış. Bir gün anneleri hastalanmış!
Doktora gitmişler. Doktor “Et suyu çorbası içmelisin” demiş. Fakir
olduklarından kasaptan et de alamazlarmış. Ali ve Eren de avlanmaya gitmek
istemişler. Annelerinden izin alıp saçma silahlarıyla beraber ormana gitmişler.
Ormanda tam bir tavşanı vuracakken tavşan şöyle demiş:
-
Lütfen beni vurmayın yoksa sizi zengin ederim. Demiş.
Ali
ve Eren de onu vurmamışlar. Tavşanı da alıp evlerine gitmişler. Eve
geldiklerinde tavşan, ayağını yere vurmuş ve evde on kese altın belirmiş. Ali
hemen bir kese altın alıp kasaba gitmiş. Oradan et almış ve lokantada et suyu
çorbası yaptırmış. Eve gelip annelerine içirdiğinde anneleri hemen iyileşmiş.
Tavşana teşekkür edip 10 tane havuç verip evlerine uğurlamışlar.
VE MUTLU MESUT YAŞAMIŞLAR
12 Mart 2016 Cumartesi
Kaydol:
Yorumlar (Atom)








